You are currently browsing the monthly archive for March 2006.
İskender Pala'nın şurada dediklerini çok beğendim.
"Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı."
Ey ahali çok sıkıldım biliyor musun. Böyle.. böyle sankim ben hiçbir zaman güzel yazılar yazamayacakmışım gibi geliyor. Senai Demirci gibi, Dücane Cündioğlu gibi yazsam ben de mesela.. Çok okumak gerek biliyorum, Senai Demirci demişti geçen bir radyo programında. Mektup yazın da demişti. Güzel yazmak içinmiş bunlar. Tamam ben blog yazarım hergün. Saçma da olsa yazacağım söz.
Evvelki yazıma bak ey ahali. Ne kadar kasık, bayık görüyorsun. Bu iş böyle olmaz, deneme tahtam değil burası, olmamalı. İyi peki olmayacak, çalışıp da geleceğim bundan sonra. Ama sen hiç cıks deme bana.
Herşeyin oluşu bir başka şeyin oluşuna bağlı görünüyor. Ama sadece öyle görünüyor. O kadar inanmışız ki birşeyin bir başka şeyin sebebi olduğuna, o sebep ortadan kalktığı anda şaşırıyoruz. İnanmak istemiyoruz sanki olayları asıl yaratanın Allah olduğuna. Tamam x oldu o yüzden y oldu diyelim. Peki x'i yaratan kim? Evet x de z'nin sayesinde olmuştu zaten. Peki z'yi kim yarattı? Bu sonsuza kadar gideblir, ama varacağı nokta hep aynı; Allah.
Dua ederken bile sebeblere bağlanmışlığımızdan kurtulamıyoruz. İçten duaları belki sadece sebepler sustuğu vakit yapabiliyoruz. İçten dua edebilmek için illa sebeplerin susması mı gerek? Herzaman için sebepleri görmezden gelerek dua etmeliyiz bence.
Allah'ın bir şeyi yaratması için sebeplere ihtiyacı yok. Çünkü bütün sebeplerin sebebi o. Keşke bunun idrakine tam olarak varabilsek.
Senin iradene illet yok.
Sebepler sadece bahanedir.
Senin iradene sınır çizilmez.
Sebepler hikmetinin gereğidir.Sen diledin de,
sebepler sonuçlara bahane oldu.
Sebeplerle oyalama beni; işlerimi tamam eyle. **şiir: Senai Demirci-99 Esma 99 Dua III (Syf. 162-3)
Başkalarının hayatlarını izliyor, onlarla gülüyor onlarla ağlıyoruz. Olmayan hayatları takipteyiz, kurguları merak ediyoruz. Çoğu zaman bunların kurgu olduğunu unutarak izliyoruz. Kimileri de varki bu kurgulardan sıkılmış, gerçeğin peşinde. Onlar için de hazırlanmış gerçek görünümlü kurgular var. Diğerlerinin hayatlarını izlemekle geçiyor hayatlar..
Ömür kadar değerli bir sermaye bir daha ne zaman verilir elimize? Bir daha yaşamak için fırsatımız olur mu? Öyle veya böyle geçip gitsin denilecek kadar basit mi herşey? Sonunda verilecek bir hesap varken bu kadar kolay mı boş kağıt vermek? Hesap günü geldiğinde pişman olmaktan bir çoğumuz korkuyor. Ancak gerçek bir korku değil bu. Korkmamız gerektiği için korkuyoruz sadece. Gerçekten korkanlardan olsak, bir saniyemizi bile boşa geçirir miydik?
O'nun rızasına uygun bir şekilde yaşayıp, huzuruna alnımız ak olarak çıkmayı Allah hepimize nasip etsin.
"Kendi rengini erişemeyeceğin yarınlarda değil, bugünde ara. Burada, hemen
şimdi, neysen o’sun sen. Kendini yarınların arkasına attığın hedeflere,
menzillere, maksudlara erişip erişmemeye göre tanımlamaya kalkma.
Menzil değil mi ki yarınların arkasındadır, yarına erişemeyen sen oraya
erişip erişmemekle mükellef değilsin. Sen bugünün ehlisin, yol adamısın
ve doğru menzile doğru yoldan yürümekle mükellefsin."
Senai Demirci
Hiçbir zaman yoktur ki gerçek olsun. Tek gerçeklik o andadır. Geçmiş, şimdi, gelecek… Hepsi hayalden ibaret. Geçmişi düşleriz, geleceği düşleriz gene şimdiki zamanda. O zaman şimdiki zamanı nerde yaşıyoruz? Şimdi ki zaman yok. Şimdi sadece bir andan ibaret…
Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adamdurmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Nazım Hikmet
Deniz olmak için yola çıktık. Okyanuslara ve ordan bilinmeyen yerlere gitmektir amacımız. Yolculuğumuz hayırlı ola…

Recent Comments