You are currently browsing the monthly archive for April 2006.
Kentlerin bir çoğunda uzun kavak kalmadı ki gıcırdasın
Ama benim sol yanımda sancı baki
Anne! ne olur ki sıram gelmiş olsun varsın
Ben ölürsem benden genci var tabi
Ama aşık garip değil hiçbiri.Ben de olamadım yokmuş kısmette
Yaşadıkca Şahsenem'i hissettim
Gerçi Tebriz'e Tiflis'e hiç gitmedim
Gitsem de bulamazdım eminimAnne! Yunus ne dediyse hep çıktı
Şeytanlar semirdi kuvvetli ordu
Zayıf kalsalar ne farkederdi
Nasılsa onlar galip gelecekti
Bundan sonra aşık garip olunur mu ki sen onu söyle anne!Şam-ı garibanda değilsek de
Muhakkak Çırağan'da değiliz anne!
Lambalar söndü,çakmağı kim yakacak
Bu uluyanlar çakal mı
Ben hırkasını giymiş bir derviş miyim
Yoksa öldüm mü anne!
Hiç bir ilişkim kalmadı çevreyleYağmur beyhude yağıyor
Hani camdan bakacak arap kızları da nerdeBir şahin uçurtma marifetim vardı kaleden kaleye
Cılız kuşcağızlarmış şahin değil
Ben uçurduğum için uçmazlarmış başıboş uçarlarmış üstelik…
Sırtımda hırka,ayağımda terlik
Niye ben ölmüş müyüm anne!Çıktım yücesine seyran eyledim
Kayak merkezleri olmuş yüceler
Karlar üstünde kırmızı gagalı bir kuş;
Dalgın ve bîhuş
Bakıştık birsüre ben kuşça,
O, insancaKeremler gurbette işciydiler
Aslıları doğrusu aramadım
Şahsenemi düşündüm sessizce…Hüsrev Hatemi
Bu şiirde hüzündür hep aramayıpta bulduğum…
Karikatür sanatına ilgim olduğu pek söylenemez. Hasan Aycın'ın çizgilerine dikkat kesilir ve de beğenirim sadece. Bir karikatüre baktığımda asıl manayı tam olarak bilememek nedense yormuştur beni. Ama 19 Nisan'da cumhuriyette yayınlananın ne demek olduğunu anlamadım değil!
Müslümanın başına gelenler yaptıklarının ve yapmadıklarının belası derim. Uyuyoruz hem de öyle derin bir uykuyla.Yürüyen ölüler mi demeli. Öyle duymaz, hissetmez, tepki vermez. Kızdık mı cehennem kesilmiyoruz nicedir. Karikaturde ki bir koyun olsaydı diyeceğim olmazdı belki. Acı bir gerçeğin resmi der susuverirdim. Ama örtülü örtüsüz farketmez o adını bile anmaktan ictinab ettiğimiz hayvanın kendisini, bu zihniyetin sahiplerine iade ederim. Şimdi onların öte alemde alacağı suret bellidir. Çizen ellerin çekeceklerini düşünmek yüreğimde nisan yağmuru misali.
Evet o kaybetti ben kazandım mı peki? Dünya hayatında başa gelen iki tarafın da imtihanı değil midir? Evet şimdi onlar kaybetti. Ben neredeyim peki safım ne kadar belli? Ortada olmaktan safların sahine sığınırım.
Eve doğru yürümedeydim az evvel. Aklıma düştü bozuldum birden, yumruklarımı sıktım, kaldırımları tekmeledim,gözyaşı döktüm, kendime gelmedim. Hey ben yalnız mıyım diye seslendim. Bir kuru yaprak geldi ardımdan. Vallahi gördüm. Maksadım riya değildir Hakk bilir. Bir ahir zamandayız, iyi şeyler duymaya muhtacız. Benim ki vallahi riya değildir. Hem şahit tutmak ve siz ne yaptınız duymak isterim. Ben söyledim ben dinlemedim dilerim. Şu ana kadar bir mail dahi olsa tepki vermemeniz kabul edilesi değil! Hayır benden duymuş da olabilirsiniz ama kan beyninize yürümüş, araştırmaya koyulmuş, dişlerinizi sıkmış, masaya sarsıcı bir yumruk vurmuş ve bir hayat belirtisi vermiş olmalıydınız, yazının sonunu bile beklemeden. Cemadata değil cemaate dahil olmak adına..

ice age..
birbirinden sevimli kahramanları..
birbirinen başarılı seslendirmeleri..
dilimize pelesenk olan şirin replikleri..
ve en önemlisi her yaşa hitap eden mesajlarıyla bende hayli olumlu bir iz bırakmıştı..
çok gülmüştüm..çok eğlenmiştim..ve sevdiklerime tavsiye etmiştim.. üşenmemiştim hepsiyle birlikte oturup izlemiştim..
ev halki izlerken babamı gülümseten sahnelerini de beğenmiştim..
bir etkinlik vesilesi ile kimsesiz çocuk yuvası ile izlerken, minnacık çocukları grup halinde kahkaya boğan sahnelerini de..
sevmiştim işte..hasıl-ı kelam..
dediler ikincisi geliyor..
olee.. gülücez yine dedim içimdeki çocukla..
beklemeye koyulduk..
büyük nisan ayı geldi ve soluğu sinemada aldık diye abartmayayım hiç.
gösterime girişinin ilk haftasında gidebildim.
geç saatte şehre uzak bir salonda film izlemenin avantajı kalabalık olmaz matineler..
hiç kalabalık değildi..hiiiç..
ben ve ekibim t.e.o. dan başka kimse yoktu..
filmin orda burda teknik açıdan vs.eleştirileri vardır elbet..
beklentisi bu olan benim eleştirimi beğenmeyecektir elbet.
açıkçası sadece hissettiklerimi yazmak istiyorum ben.
izleyenler ne hissetti bilemem ama ben uzun zaman üstüne sevdiğim arkadaşlarımla kaşılaşmış gibi hissettim.
mamut,diego,sid,scrat(ki kendisine hayranım:)
evvela canım mamut..ekibin en anaç karakteri yine liderliği ve önsezileri ile karşımızdaydı..
sid in ateş kralı olması:) ve ona tapınanlar..ve şahane dansları.. sesler..espriler.. kesinlikle izlenmeye değer..
diego'nun keseli kardeşlerle didişmesi ve yine keseli mamut!!!!'un mamut olduğunu farketmesi:))
ama illede scrat!!!
onu izlerken aklıma takılan bambaşka bişiler oldu.
evet film kesinlikle arkadaşlık temalı bir film ama başka şeylerde var.
eminim izleyen herkes bütün hayvanların eriyen buzlardan bir kayık sayesinde kurtuluşunu nuh tufanına benzetmişlerdir.
beni deriden vuran ise bir meşe palamudu için türlü taklalar atan scrat oldu.
izlerken şapşal,hırslı,basit bir meşe palamudu için yapmadığı kalmayan bu hayvana ne kadar da güldük öle değil mi?
ahmaktı o..
büyük bir felaket geliyor!!
dünya başlarına yıkılacak..ölüp gidecekler.. burunlarının dibinde oluyor bu hadise.. ama o palamuda olan aşkından başka bişey görmüyor gözü.
hatta bu aşkı sayesinde buzulların çatlamasına değme katkıyı sağlıyor kendisi!!
hayret!!
ne geldi aklınıza..evet aynı şey..
yaklaşan kıyamet..ve dünyaya deriiin bir aşkla bağlı bizler.. kendi ellerimizle sonumuzu hazırlıyoruz.
bunu farkettikten sonra acıyarak baktım scrat'a.. kendimi gördüm onda..
ve filmin sonuna doğru kendini cennette buluyor scrat. kafamı karıştırıyor aslında bu biraz. neyseki uzun sürmüyor cennetteki macerası tutunamıyor.
evet sevgili izlekler.. bence gidin ve izleyin..
elinize yüzünüze bulaşacak kahkahaların yanında sıkı bir mesaj bonusunuz var derim ben..
Dün, düzenli olarak takip ettiğim bir konserdeydim. Ney dinletisinde. Erkence girme imkanını (nasıl diye sormayın) elde edebildiğimden oturabilen şanslılar arasındaydım. Ve grup geldi sahneye bu konserin başlayabilmesi için şarttı. Kayıt cihazım da ben de ziyafete hazırdık artık.Yıllar sonra da dinleyebilecek olmanın sevinciyle kayıt düğmesine bastım, yaslandım arkama, gözlerimi kapadım. Mekanın akustiği mükemmel ,ney şikayetini daha anlaşılır kılıyor olmalı.
İlk eser rast makamında,fevkalade güzeldi. Kısa bir alkış sonra. Ama bir dakika notalar yaramazlık yapıp birbirlerine girmişler. Hiç biri olması gerektiği yerde değil. Sahnede gizli bir telaş. Tanburi uzun uğraşlardan sonra notaları düzeltti kendince ve dönüp sordu neyzene; "bu mu?", neyzen gülümseyerek cevap verdi kaldırdığı kaşlarıyla. Ben de güldüm. Ve bütün bunlar iki eserin arasında olmaması gereken o boşlukta gerçekleşti. Neyse konser notaların ihanetine rağmen son buldu. Haketmediler ama : ) seyirci alkışlarıyla sizi beğendik yine(de) geleceğiz dedi. Ve bense tam bu arada bir acı gerçekle yüzyüze geldim. Kayıt cihazım bu kez kayıt etmeme hakkını kullanmış meğer. Tesellimi hemen çıkardım cebimden güzel değildi zaten : )
"Bursa'nın İnegöl ilçesinde özel bir ilköğretim okulunun öğrencileri, ''Kutlu Doğum Haftası'' kapsamında, Peygamberimiz Hazreti Muhammed'e hitaben yazdıkları mektupları, uçan balonlarla gökyüzüne saldılar."
Dün bu haberi okuduğumda çok güldüm. Hemen Allah'a e-mail attım. Din bu değildir, böyle birşeyin sembolik ifadesi de olamaz yaptığınız. Kimbilir kaç çocuk peygamberimizi bir bulutun üstüne oturmuş gelen mektupları okurken hayal etmiştir. Yazın mektuplarınızı süper ama balonları bırakın. Ayıptır, günahtır.
"Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım"
Trafik var. Hem öyle bir trafik ki gıdım ilerlemez. Siz gideceğiniz yere yetişmek için paranıza kıyıp taksiye binmişsinizdir. Şoför yüzünüzde ki binbir endişeden anlar acelenizi. Yok kesin yetişemeyeceğim kötümserliğine kaptırdığınız bir anda kendinizi, aynı istikamete yol alan tren yanınızdan sırıtırcasına süzülür gider. Siz görmemezlikten gelirsiniz. Dakikalar oyunda gibi, birbirini kovalar. Zamanı şöyle tutup belinden yakalayasınız gelir hani. Uçsam diyorsunuz, iki kanat lazım bana acele. Saçmalıyorsunuz. Yetişmeyi dilediğiniz bir iş görüşmesi, ilk intiba' da önemlidir halbuki. Ya da mühim bir programda vaktinde gelemeyen sorumsuz konuşmacısınız, yok yok uçağı kaçırmak üzeresiniz. Zaman aleyhinizde, düşman kesilmiş. Taksiciyle müzik zevkiniz de uyuşmuyor iyi mi. Batsın bu dünya haykırışı kötürüm ruh halinizi göz yaşı ayarına getiriyor. Keşke zaman satılsa da çuvalla alsam diyorsunuz..
Senin salâvatın da parantez içinde mi kaldı?
Var edilmek bir sürprizdir, kocaman bir sürpriz! Yokluğun koynunda yokluğundan bile habersiz silinip gitmek üzereyken, hatta silinmeye bile gerek duymayan siliklik içindeyken, var edildin.
Sen yoktun ve varlığın yokluğuna tercih edildi. Can verildi tenine, nefes verildi cesedine. Bir insan yüzüyle süzüldün âlemin eşiğinden içeriye. Hayat sahibi kılındın; hayat sofrasına buyur edildin. İnsan olman irade edildi. Sadece insanların çağrıldığı, insan olmayanın çağrılsa bile tadına varamayacağı eşsiz bir ziyafete buyur edildin.
Sürpriz! Varsın, hayattasın ve insansın.
Senai Demirci
çok güzel yazmış maşallah.. fakat okurken kafamda Engin Noyan'ın sesini duydum. o okuyunca daha da sevdim yazıyı. o yazsın o okusun bazen de o okusun o yazsın… Allah razı olsun onlardan. radyoda ezanlardan önce Engin Noyan birkaç şey söylüyor. emin olun ki onu dinlediğinizde daha da bir duygulu, şevkli namaz kılacaksınız. keşke kafamızda hiç bir şey olmadan, huşu içerisinde her namazı eda edebilsek..
(Senai Demirci'nin yazısının devamı için ; buyrun
"tahrip gücü yüksek patlayıcı" insanımız neler de hazırlayabiliyor nelerde biliyor böyle. keşke zekalarını iyi yönde kullanabilenler çoğalsa çevremizde.
ben her durakta beklerken, her çöp bidonunun yanından geçerken evham yapmalı mıyım? çöp bidonları korkutmamalı bizi artık. birileri birşeyler yapmalı ya da birileri artık bunları yapmamalı…
çok üzülüyorum…
kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
karşıdan gelen şefik amca mı?
-"nasılsın şefik amca?"
-"iyidir yiğen..sen nasılsın?"..
tevazu arkadaşımızın bu yazısını okuyunca aklıma şöyle bir görüntü geliyor ki hep başıma gelir. karşıdan çok da samimi olunmayan bir arkadaş gelir. nasılsın der ama yürümeye devam eder zaten sizde yürüyorsunuzdur "iyi senden?" derken kafayı çevirmek zorunda kalırsınız çünkü arkadaş ilerlemiştir falan. bu olay genelde yeşil ışık yanınca gerçekleşir. bu senaryo da kırmızı yanmıştır. karşı yolda yeşil ışığı bekleyen x arkadaşla gözgöze gelinir gülümsenir. ve yeşil yandığında demin bahsettiğimiz olay tam yolun ortasında gerçekleşir. evet bu hep bana oluyor. size de oluyor mu ey ahali ?
not: aramıza yeni katılan divit ucu'na burdan hoşgeldin diyor hayırlı yazmalar,okumalar diliyorum…
"Güzel kelime güzel bir ağaç gibidir:aslı sabit ve dalları semada…"İbrahim (24)
Bismuhû…
Köşebaşlarını bile o tuhaf kızıllıkla tutan söze, ve sözün konuşukluğuna, satır olan kelimelere, bir harfin kamburu şapkasina, sözü dinlene dinlene cümleye kavuşturan noktasına, virgülüne vedahî ünlemine dair…
Selamın Rabbine dair…
vesselam…

Recent Comments