You are currently browsing divitucu's articles.
Sessizliği bozmayı sevdim hep, sessizlik kadar. Herkes dalıp gitmişken bir yerlere, sukunet kol geziyorken, sesin geldiği yanda kalmayı, bir “heyy” ile sukuneti yarıp çıkan cesur bir söylem olmayı.
Titrek sesin musikisini bilir misin sen, peki ya endişenin coğrafyasını…
Kentlerin bir çoğunda uzun kavak kalmadı ki gıcırdasın
Ama benim sol yanımda sancı baki
Anne! ne olur ki sıram gelmiş olsun varsın
Ben ölürsem benden genci var tabi
Ama aşık garip değil hiçbiri.Ben de olamadım yokmuş kısmette
Yaşadıkca Şahsenem'i hissettim
Gerçi Tebriz'e Tiflis'e hiç gitmedim
Gitsem de bulamazdım eminimAnne! Yunus ne dediyse hep çıktı
Şeytanlar semirdi kuvvetli ordu
Zayıf kalsalar ne farkederdi
Nasılsa onlar galip gelecekti
Bundan sonra aşık garip olunur mu ki sen onu söyle anne!Şam-ı garibanda değilsek de
Muhakkak Çırağan'da değiliz anne!
Lambalar söndü,çakmağı kim yakacak
Bu uluyanlar çakal mı
Ben hırkasını giymiş bir derviş miyim
Yoksa öldüm mü anne!
Hiç bir ilişkim kalmadı çevreyleYağmur beyhude yağıyor
Hani camdan bakacak arap kızları da nerdeBir şahin uçurtma marifetim vardı kaleden kaleye
Cılız kuşcağızlarmış şahin değil
Ben uçurduğum için uçmazlarmış başıboş uçarlarmış üstelik…
Sırtımda hırka,ayağımda terlik
Niye ben ölmüş müyüm anne!Çıktım yücesine seyran eyledim
Kayak merkezleri olmuş yüceler
Karlar üstünde kırmızı gagalı bir kuş;
Dalgın ve bîhuş
Bakıştık birsüre ben kuşça,
O, insancaKeremler gurbette işciydiler
Aslıları doğrusu aramadım
Şahsenemi düşündüm sessizce…Hüsrev Hatemi
Bu şiirde hüzündür hep aramayıpta bulduğum…
Karikatür sanatına ilgim olduğu pek söylenemez. Hasan Aycın'ın çizgilerine dikkat kesilir ve de beğenirim sadece. Bir karikatüre baktığımda asıl manayı tam olarak bilememek nedense yormuştur beni. Ama 19 Nisan'da cumhuriyette yayınlananın ne demek olduğunu anlamadım değil!
Müslümanın başına gelenler yaptıklarının ve yapmadıklarının belası derim. Uyuyoruz hem de öyle derin bir uykuyla.Yürüyen ölüler mi demeli. Öyle duymaz, hissetmez, tepki vermez. Kızdık mı cehennem kesilmiyoruz nicedir. Karikaturde ki bir koyun olsaydı diyeceğim olmazdı belki. Acı bir gerçeğin resmi der susuverirdim. Ama örtülü örtüsüz farketmez o adını bile anmaktan ictinab ettiğimiz hayvanın kendisini, bu zihniyetin sahiplerine iade ederim. Şimdi onların öte alemde alacağı suret bellidir. Çizen ellerin çekeceklerini düşünmek yüreğimde nisan yağmuru misali.
Evet o kaybetti ben kazandım mı peki? Dünya hayatında başa gelen iki tarafın da imtihanı değil midir? Evet şimdi onlar kaybetti. Ben neredeyim peki safım ne kadar belli? Ortada olmaktan safların sahine sığınırım.
Eve doğru yürümedeydim az evvel. Aklıma düştü bozuldum birden, yumruklarımı sıktım, kaldırımları tekmeledim,gözyaşı döktüm, kendime gelmedim. Hey ben yalnız mıyım diye seslendim. Bir kuru yaprak geldi ardımdan. Vallahi gördüm. Maksadım riya değildir Hakk bilir. Bir ahir zamandayız, iyi şeyler duymaya muhtacız. Benim ki vallahi riya değildir. Hem şahit tutmak ve siz ne yaptınız duymak isterim. Ben söyledim ben dinlemedim dilerim. Şu ana kadar bir mail dahi olsa tepki vermemeniz kabul edilesi değil! Hayır benden duymuş da olabilirsiniz ama kan beyninize yürümüş, araştırmaya koyulmuş, dişlerinizi sıkmış, masaya sarsıcı bir yumruk vurmuş ve bir hayat belirtisi vermiş olmalıydınız, yazının sonunu bile beklemeden. Cemadata değil cemaate dahil olmak adına..
Dün, düzenli olarak takip ettiğim bir konserdeydim. Ney dinletisinde. Erkence girme imkanını (nasıl diye sormayın) elde edebildiğimden oturabilen şanslılar arasındaydım. Ve grup geldi sahneye bu konserin başlayabilmesi için şarttı. Kayıt cihazım da ben de ziyafete hazırdık artık.Yıllar sonra da dinleyebilecek olmanın sevinciyle kayıt düğmesine bastım, yaslandım arkama, gözlerimi kapadım. Mekanın akustiği mükemmel ,ney şikayetini daha anlaşılır kılıyor olmalı.
İlk eser rast makamında,fevkalade güzeldi. Kısa bir alkış sonra. Ama bir dakika notalar yaramazlık yapıp birbirlerine girmişler. Hiç biri olması gerektiği yerde değil. Sahnede gizli bir telaş. Tanburi uzun uğraşlardan sonra notaları düzeltti kendince ve dönüp sordu neyzene; "bu mu?", neyzen gülümseyerek cevap verdi kaldırdığı kaşlarıyla. Ben de güldüm. Ve bütün bunlar iki eserin arasında olmaması gereken o boşlukta gerçekleşti. Neyse konser notaların ihanetine rağmen son buldu. Haketmediler ama : ) seyirci alkışlarıyla sizi beğendik yine(de) geleceğiz dedi. Ve bense tam bu arada bir acı gerçekle yüzyüze geldim. Kayıt cihazım bu kez kayıt etmeme hakkını kullanmış meğer. Tesellimi hemen çıkardım cebimden güzel değildi zaten : )
"Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım"
Trafik var. Hem öyle bir trafik ki gıdım ilerlemez. Siz gideceğiniz yere yetişmek için paranıza kıyıp taksiye binmişsinizdir. Şoför yüzünüzde ki binbir endişeden anlar acelenizi. Yok kesin yetişemeyeceğim kötümserliğine kaptırdığınız bir anda kendinizi, aynı istikamete yol alan tren yanınızdan sırıtırcasına süzülür gider. Siz görmemezlikten gelirsiniz. Dakikalar oyunda gibi, birbirini kovalar. Zamanı şöyle tutup belinden yakalayasınız gelir hani. Uçsam diyorsunuz, iki kanat lazım bana acele. Saçmalıyorsunuz. Yetişmeyi dilediğiniz bir iş görüşmesi, ilk intiba' da önemlidir halbuki. Ya da mühim bir programda vaktinde gelemeyen sorumsuz konuşmacısınız, yok yok uçağı kaçırmak üzeresiniz. Zaman aleyhinizde, düşman kesilmiş. Taksiciyle müzik zevkiniz de uyuşmuyor iyi mi. Batsın bu dünya haykırışı kötürüm ruh halinizi göz yaşı ayarına getiriyor. Keşke zaman satılsa da çuvalla alsam diyorsunuz..
"Güzel kelime güzel bir ağaç gibidir:aslı sabit ve dalları semada…"İbrahim (24)
Bismuhû…
Köşebaşlarını bile o tuhaf kızıllıkla tutan söze, ve sözün konuşukluğuna, satır olan kelimelere, bir harfin kamburu şapkasina, sözü dinlene dinlene cümleye kavuşturan noktasına, virgülüne vedahî ünlemine dair…
Selamın Rabbine dair…
vesselam…

Recent Comments