You are currently browsing lema's articles.

arama motoruna “kalbin içinde hatice yazsın” diye yazarak buralara teşrif eden arkadaş. içim rahat etmedi, kalbin içine hatice yazdım. ama rengine karar veremedim, kırmızı yaptım.. pembe mi isterdin yoksa? neyse güle güle kullan.

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

sami yusuf ilahileri, sami yusuf konserleri, sami yusuf resimleri, vb. kelime öbeklerinin yanısıra “allahı neden sevmeliyiz bilgileri“, “ilahi te samy yusuf” ve “yusuf islamın eşinin resimleri” de arama motorlarına yazılıp ahali’ye gelinmiş. birgün de max. 245 ziyaretçimiz olmuş.

ah hercumerc ne de iyi yapmışsın sami yusuf ile ilgili bir yazı yazmakla(!)

Allah'ım bize hakkı hak olarak göster ve ona uymakla rızıklandır; batılı batıl olarak göster ve ondan sakınmakla rızıklandır.

Said Nursi

Şu sıralar belki de en çok ettiğim dualardan biri bu. Hani neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez ya bazen insan, işte o anlarda yardımcı olacak bir dua. Bilinmezliklerden Allah'a sığındım. Bir desteğe ihtiyacım var belki, "hey sen doğru yoldasın, devam et" dese biri.. Hani herkesten onay almak ister gibiyim. Ama kimsenin onayına ihityaç olmazki, yapılan O'nun rızasına uygun olduktan sonra.

camdan bakarken, arabada beklerken bugün. insanlar geçerken, hızlı hızlı bir yerlere yetişirken, yaz gibi bir adam geçti yanımdan. mesajı yazdım, yollarken tam. o, o telefon varya başkasına gönderiyordu mesajı. böyle gitti sandım bir an, korku dolu bi çığlık attım içimden.. gitmedi ama, şükürler olsun dedim. bunların hepsini içimden dedim ama. dışardan nasıl görünüyorum acaba böyle içimde fırtınalar koparken. sonra o geldi, haydi gazla dedim. o sırada zıpırın teki fena gazladı. çok fenaydı allahım, benim arabam olsun öyle zıpır olmayacağım ben. hava soğuktu yine, üşüdüm. geçti gitti bugün de işte ahali.

"Bursa'nın İnegöl ilçesinde özel bir ilköğretim okulunun öğrencileri, ''Kutlu Doğum Haftası'' kapsamında, Peygamberimiz Hazreti Muhammed'e hitaben yazdıkları mektupları, uçan balonlarla gökyüzüne saldılar."

Dün bu haberi okuduğumda çok güldüm. Hemen Allah'a e-mail attım. Din bu değildir, böyle birşeyin sembolik ifadesi de olamaz yaptığınız. Kimbilir kaç çocuk peygamberimizi bir bulutun üstüne oturmuş gelen mektupları okurken hayal etmiştir. Yazın mektuplarınızı süper ama balonları bırakın. Ayıptır, günahtır.

Bir hata yapıyorum ama ne? Ne olduğunu biliyorum. Bir yerde hata yapıyorum ama nerde? Nerde olduğunu da biliyorum. Bu hatayı düzeltmem lazım ama nasıl? Nasıl olduğunu biliyorum. Bu hatayı neden hala yapıyorum? İşte onu bilmiyorum. Galiba aklımı iyi kullanamıyorum.

"Bu bir kitaptır ki; O'nu sana indirdik, mübârektir. Âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsınlar diye." (Sâd-29)

Önce bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Anadolu’dan sonra, Avrupa’da da, ‘inanç’ içerikli, özellikle ‘Kur’an ziyafeti’ veya ‘gözyaşı’ ve duyguya dayalı diğer proğramlar giderek daha bir büyük ilgi topluyor. Sosyal gözlemciler, bunu ‘İslâm’a yapılan global saldırıların artmasına karşı bir tepki’ olarak da görüyorlar. Kitlelerin inanç konusundaki açlığı, bir katı laik uygulama silindirinin üzerlerinden geçmesi yüzünden anlaşılmaz değildir. Buna bir de, dış dünyadan da, bu zamana kadar olmayan bir şekilde global saldırılar gelmeye başlayınca, kitlelerin, kendilerini bu şekilde isbat etmek ihtiyacını daha bir duymuş olmaları mümkündür. Ancak, bunun giderek, bir ‘duygu sömürme sanayii’ne ve bir ‘rant sektörü’ne dönüşmekte olduğu tehlikesini de gözden ırak tutmamak gerek.. Geçen gün, böyle bir programı izledim. Kitlelerin, Kur’an’ı anlamak ve düşünmekten ziyade, ‘en güzel sesli’ zannettikleri ‘qaarî’lerin sesiyle coşması ve hattâ ‘nârâ’ şeklinde dile getirilen tekbîrler değil, çılgınca ıslık ve alkışlar ve de sahnedeki ‘san’atçı’(!)ların bu alkışlarla mest oluşları ve rant konuları, üzerinde ciddî şekilde düşünülmesini, aksi halde giderek tam bir faciaya dönüşebileceği ihtimalinden işaretler vermekteydi. Bu arada, Mısır’dan getirilen ve Husnî Mubarek gibi bir kişiye ‘kapıkulu’ olan ve Mısır televizyonlarında bunu açıkça yağcılığa dönüştüren bir kişinin bile, sırf güzel Kur’an okuduğu düşüncesiyle baştâcı edilmesi!!.
Kur’an’la kandırmak isteyenlerle, kandırılmak isteyenlerin bir noktada buluşmasının tarihte hangi facialarla noktalandığı üzerinde, her Müslüman hassasiyetle düşünmelidir.. (Bu hatırlatmadan sonra, asıl konuya geçebiliriz.)

Selahaddin Çakırgil

Bu yazıyı okuduğumda aklıma hemen kur'anın güzel okunmasıyla ilgili hadislerin varlığı geldi. Ama genelleme yapılmadığı takdirde Selahaddin Bey'e hak veriyorum.

Arzu edenler için yazının devamı.

"Bu dünya bizim evimize nasıl girdi, kim soktu bu dünyayı evlerimize?!" dedi Tarık Tufan geçen gün. (bu dünya: ait olmadığımız, ehl-i dünya dediklerinizin dünyası) Söyleyeyim kimin soktuğunu; kara bir kutuydu o.. Buyur ettik evimize, baş köşeye oturttuk. Sonra o konuştu biz dinledik. Gösterdi bize "bu dünya"yı. Yok ya bu dünya demeyeceğim, o dünya. Onların dünyası işte. Yıllarca o dünyayı izledik, hatta belki gizli gizli arzu ettik o dünyaya ait olmayı. Farkında olmadan arzu ettik, kimi zaman. O diziyi izlerken dalıp gittik o hayatın içine. Kendimizi o dünyaya ait sanıverdik birden. Yok yavrum kırmızı Porsche'li delikanlı sen değilsin. Sen de o fıkır fıkır sarışın genç kız değilsin. Hayır onlar gibi değiliz biz, onlar da biz gibi… ait olmadığınız hayatların peşine düşmekten vazgeçin artık.

Ahali bugün canım çok sıkkın, yazıya devam edemeyeceğim. Konu güncelliğini kaybetmeye başladığı için acele ettim yazmakta.. Aslında güncelliği kaybolacak bir konu değil de, Tarık Tufan o cümleyi söyleyeli bir iki gün oldu.

Bu günlerde bir yerlerde televizyonu kapatma haftası olacaktı. Bu yazıyı başından beri düzgün yazmış olsaydım eğer, arar bulur buraya bir link verirdim de gerek yok. Bir hafta televizyonunuzu açmıyorsunuz, sonra bu bir haftayı hayatınızın televizyonlu günleriyle  karşılaştırıp, televizyonun gerekliliği hakkında fikir üretiyorsunuz. Belki de benim gibi bir daha hiç açmıyorsunuz falan filan. Haydi bakalım uyanışlar hayrola..

Oraya vardığımda oyuna başlamışlardı. Herzamanki yerime oturup izlemeye başladım. Beni görünce hemen koşarak yanıma geldi. Halimi hatrımı sorduktan sonra, oyunun kaçırdığım yerlerini anlatmaya başladı. Oyun onsuz devam etmiyordu. Herkes olduğu yerde durup, bizi izlemeye başladı. “Hadi” dedim “seni bekliyorlar, git”. “Görüşürüz” dedi ve oyuna katıldı tekrar. Diğeri geldi oturdu yanıma sonra. “Çok soğuk” dedi. “Evet, insanın içine işliyor soğuk” dedim. “Katılmaz mısın oyuna?” diye sordu. “Biliyorsun” dedim. “Evet, sormaya bile çekiniyorum zaten” dedi. “Devam et sen de hadi” dedim. “İzlemeyi de seviyorum ben” dedim. Gülümseyerek uzaklaştı yanımdan.
Çok eğleniyorlar oynarken. Arada bir topları bana doğru geliyor, atıyorum onlara tekrar. “Vay sen topa el sürer miydin?” dedi bir tanesi. Güldüm. Yerime oturdum tekrar.
Oyuna katılmayı hep istedim, ama olmadı. Uzaktan izledim onları sadece. Bir defasında katıldım aslında. Ama hiç dışardan göründüğü gibi değilmiş. Eğlenmedim hiç. Hemen uzaklaştım ordan. Ve ben sonra yine hep aynı yerimden izledim onları.
Oturduğum yerden gökyüzüne baktım. Gökyüzünün güzelliğine baktım, baktım, baktım… Oyundayken kafasını kaldırıp bakamıyor insan. Muhteşem bir güzellik geçip gidiyor üstümüzden, biz farkında olmadan.
Ama bu “ben” ben değilim, olamadım hiç…

105.3 kanalında Cuma gecesi program yapan bey, çok sinir oldum size. Bu programı ilk defa dinliyorum, dini yayın yapan bir radyoda bu tarz bir program hiç hoşuma gitmedi. Programda birbirinden alakasız onlarca şarkı çalındı ve bu bey her şarkının arasına girdi gereksiz konuşmalarıyla. Zaten konuşurken başka işlerle ilgileniyor çünkü iki kelimenin arasında beş saniyeden fazla durulmaz.
Ayrıca sözüm size sayın programcı -”siz saygıdeğer” programcı- (tırnak içindeki lafı kullandınız dinleyicileriniz için sonrasında da ay hani böyle derler ya ayh diye güldünüz ya hiç sevmedim) insanların gıyabında konuşurken “bu adam”, bu kadın” ifadeleri yerine “bu bey”, “bu hanımefendi” ifaderini kullanmak çok daha güzel olur.
Bence siz blog yazın, bırakın programcılığı filan.
Ha bir de anlamadığım bir şey var; hanım kızlarımız gecenin bir yarısı bir radyo programın arayıp nasıl “istek”te bulunuyorlar? Olmuyor bayanlar, yanlış yapıyorsunuz. Kocaman bir cıks diyorum burdan size.

a

Blog Stats

  • 61,050 hits