Oraya vardığımda oyuna başlamışlardı. Herzamanki yerime oturup izlemeye başladım. Beni görünce hemen koşarak yanıma geldi. Halimi hatrımı sorduktan sonra, oyunun kaçırdığım yerlerini anlatmaya başladı. Oyun onsuz devam etmiyordu. Herkes olduğu yerde durup, bizi izlemeye başladı. “Hadi” dedim “seni bekliyorlar, git”. “Görüşürüz” dedi ve oyuna katıldı tekrar. Diğeri geldi oturdu yanıma sonra. “Çok soğuk” dedi. “Evet, insanın içine işliyor soğuk” dedim. “Katılmaz mısın oyuna?” diye sordu. “Biliyorsun” dedim. “Evet, sormaya bile çekiniyorum zaten” dedi. “Devam et sen de hadi” dedim. “İzlemeyi de seviyorum ben” dedim. Gülümseyerek uzaklaştı yanımdan.
Çok eğleniyorlar oynarken. Arada bir topları bana doğru geliyor, atıyorum onlara tekrar. “Vay sen topa el sürer miydin?” dedi bir tanesi. Güldüm. Yerime oturdum tekrar.
Oyuna katılmayı hep istedim, ama olmadı. Uzaktan izledim onları sadece. Bir defasında katıldım aslında. Ama hiç dışardan göründüğü gibi değilmiş. Eğlenmedim hiç. Hemen uzaklaştım ordan. Ve ben sonra yine hep aynı yerimden izledim onları.
Oturduğum yerden gökyüzüne baktım. Gökyüzünün güzelliğine baktım, baktım, baktım… Oyundayken kafasını kaldırıp bakamıyor insan. Muhteşem bir güzellik geçip gidiyor üstümüzden, biz farkında olmadan.
Ama bu “ben” ben değilim, olamadım hiç…