Karikatür sanatına ilgim olduğu pek söylenemez. Hasan Aycın'ın çizgilerine dikkat kesilir ve de beğenirim sadece. Bir karikatüre baktığımda asıl manayı tam olarak bilememek nedense yormuştur beni. Ama 19 Nisan'da cumhuriyette yayınlananın ne demek olduğunu anlamadım değil!

Müslümanın başına gelenler yaptıklarının ve yapmadıklarının belası derim. Uyuyoruz hem de öyle derin bir uykuyla.Yürüyen ölüler mi demeli. Öyle duymaz, hissetmez, tepki vermez. Kızdık mı cehennem kesilmiyoruz nicedir. Karikaturde ki bir koyun olsaydı diyeceğim olmazdı belki. Acı bir gerçeğin resmi der susuverirdim. Ama örtülü örtüsüz farketmez o adını bile anmaktan ictinab ettiğimiz hayvanın kendisini, bu zihniyetin sahiplerine iade ederim. Şimdi onların öte alemde alacağı suret bellidir. Çizen ellerin çekeceklerini düşünmek yüreğimde nisan yağmuru misali.

 Evet o kaybetti ben kazandım mı peki? Dünya hayatında başa gelen iki tarafın da imtihanı değil midir? Evet şimdi onlar kaybetti. Ben neredeyim peki safım ne kadar belli? Ortada olmaktan safların sahine sığınırım.

 Eve doğru yürümedeydim az evvel. Aklıma düştü bozuldum birden, yumruklarımı sıktım, kaldırımları tekmeledim,gözyaşı döktüm, kendime gelmedim. Hey ben yalnız mıyım diye seslendim. Bir kuru yaprak geldi ardımdan. Vallahi gördüm. Maksadım riya değildir Hakk bilir. Bir ahir zamandayız, iyi şeyler duymaya muhtacız. Benim ki vallahi riya değildir. Hem şahit tutmak ve siz ne yaptınız duymak isterim. Ben söyledim ben dinlemedim dilerim. Şu ana kadar bir mail dahi olsa tepki vermemeniz kabul edilesi değil! Hayır benden duymuş da olabilirsiniz ama kan beyninize yürümüş, araştırmaya koyulmuş, dişlerinizi sıkmış, masaya sarsıcı bir yumruk vurmuş ve bir hayat belirtisi vermiş olmalıydınız, yazının sonunu bile beklemeden. Cemadata değil cemaate dahil olmak adına..